Magazin, Magazin Haberleri, Magazinevin.com

Site Rengi

Koronavirüs süreci organ bağışlarını olumsuz etkiledi!

14.03.2021
40
Koronavirüs süreci organ bağışlarını olumsuz etkiledi!

Hayata Bağış Derneği Başkanı Hüseyin Yıldırımoğlu, Koç Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Mümin Uzunalan ve Koç Üniversitesi Hastanesi Böbrek ve Pankreas Nakli Merkez Sorumlusu Prof. Dr. Burak Koçak, 3-9 Kasım Dünya Organ Bağışı Haftası’na özel konuştu.

İstatiksel olarak bakıldığında her gün listelerde organ bekleyen hastalardan takriben 30’unu kaybettiklerinin altını çizen Hüseyin Yıldırımoğlu, “Organ bekleyen yaklaşık 27.000 hastamız var, bununla birlikte rakamların fazla kolay telaffuz edilmesinden bizler rahatsızız. Bekleyen hastalara vaka veya sayı yönünden görmek işin kolay ve belirlemek istediğimiz mesajı kapsamadığını düşünüyoruz.
Bizler bekleyenler için bu rakamların her birinin farklı hikayeleri, aileleri, arkadaşları, meslekleri kısacası her birinin insan olduğu ve bir hayatın kıymeti biçilemezken herkes çarpı binler olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Olaya böyle bakıldığında bir aile, bir ev, bir apartman, bir sokak, bir mahalle hatta bir kent dolusu insanın organ beklediğini görüyor ve biliyoruz.” dedi.

Pandemi sürecinin organ bağışı etkisi üzerine konuşan Hüseyin Yıldırımoğlu, “Kadavradan organ nakli, koronavirüs nedeniyle yoğun bakımdaki yataklarının bir bölümünün koronavirüs hastalarına ayrılması, beyin ölümü saptama edilen ve ailesi göre organ bağışlayanların koronavirüsü taşımadığını iki kere negatif test sonucu ile kanıtlama süreçleri organ uygulama oranlarında ve organ bağışlarında düşüşe niçin oldu. Pandemi döneminde her iş sektöründe değişkenliklere uyum
sağlama afiyet sektörü için de geçerli.” diye konuştu.

Bilgisi olmayanların organ bağışı konusunda hatalı yönlendirmelerde bulunduğuna uyarı çeken Hüseyin Yıldırımoğlu şöyle konuştu: “Bunun önlemek için organ bağışı ve nakli konusunda bizlerin daha artı gerçekleri saydam biçimde insanımıza anlatmamız gerekiyor. Organ bağışı konusunda yapılan anket çalışmalarında insanların sıhhat sistemine karşı olan kaygıları nedeni ile ani
bir kaza veya travma geçirdiğinde cebinden organ bağışı kartı çıkması durumunda kendisinden fazla ivedi vazgeçileceği konusunda endişelerinin olduğu tespit edilmiş. Bu mantıkla yoğun bakım yatağında yatan her hasta potansiyel organ bağışçısı olarak gözükür. Bizler her fırsatta beyin ölümünü anlatmaya çalışıyoruz, beyin ölümünün reel vefat olduğuna, geri dönüşümün mümkün olmadığına
ve organ dağıtımının Sağlık Durumu Bakanlığı göre saydam şekilde adaletlice dağıtıldığını anlatmaya uğraşıyoruz. Organ herhangi bir yerden satın alacağımız bir obje değil, tek kaynağı insan ve o insanın yapacağı bağışın doğru yere gideceğine inanması ve endişelerinin kaybolması fakat eğitim ve bilgilendirme aracılığıyla olur. Dernek olarak yaptığımız her etkinlikte amacımız bir kişiye ulaşmak. Bir
insanın manzara açısını pozitif olarak değiştirebilirsek bugüne değin olduğu gibi bundan sonradan da en büyük manevi tatminimiz olacaktır.”

Organ bağışında yakınlarının mutlaka onay vermesi gerekiyor

Hayatını kaybetmiş her insandan organ bağışının muhtemel olmadığını açıklayan Mümin Uzunalan, “Kadavradan organ bağışı için ölümün yoğun bakım şartlarında, vaka yapay solunum cihazına bağlıyken gerçekleşmesi gerekir. Ölen kişinin yakınlarının da organ bağışına rıza göstermesi gerekli. Birey sağlığında organlarını bağışlasın ya da bağışlamasın ülkemiz mevzuatına göre mutlaka geride kalan
yakınlarının da onaylama vermesi şarttır.” diye konuştu. Organ nakli için hastaların umma süresiyle ilgili net bir vakit vermenin çok baskı olduğuna uyarı çeken Mümin Uzunalan, “Canlı vericileri olan hastalar kısa sürede organ nakli imkanına kavuşuyorlar. Oysa canlı vericilerden nakil yapılabilen organlar sadece karaciğer ve böbrektir. Gerek canlı vericisi olmayan hastalar gerekse yürek, akciğer, pankreas
ve ince barsak yetmezliği yaşamış hastalar için beklenecek zaman belirsizdir.” açıklamasında bulundu.

Organ naklinin umma süreci ayrıca hastalar ayrıca de yakınları için fazla engebeli geçiyor

Bekleme sürecinin hastalar ve yakınları için fazla engebeli bir süreç olduğuna aksan yapan Koç Üniversitesi Hastanesi Böbrek ve Pankreas Nakli Merkez Sorumlusu Prof. Dr. Burak Koçak, “Bağışçıların nakilden çekinmemesi gerekiyor. Çünkü nakillerin zamanında gerçekleştirilmemesi hastaların sağlığı açısından daha büyük problemlere niçin olabilir. Bu önlemler sayesinde nakiller yapılabilmektedir. Hastalarımızın bu noktada organ naklinden çekinmesine lüzum yoktur. öte yandan ülkemizde ne yazık fakat kadavradan organ bağışı sayıları da fazla düşük. Son yıllarda minik de olsa artışlar var lakin beklentiyle kıyaslandığında arada önemli farklar bulunuyor. Bunun sonucu olarak da hastaların umma süreleri uzuyor, hastalıkları ilerliyor ve bu koşul diğer organlarına da hasar vermeye başlıyor. ara sıra hastaneye yatarak tedavi edinmek zorunda kalmakta, bu yatışların sayısı ve her yatışın ağırlığı gittikçe artmaktadır. Kronik organ yetmezlikleri, hastaların aileleri için de çok sancılı bir süreç. Hastalığın safhalarına alt olarak aile yaşantıları; meslek gücü kaybı, eğitim-öğretimden uzak kalma, çocuklarda çoğalma-gelişme geriliği, ruhsal çöküntüler, sosyal hayattan kopma hatta hastaneye bağımlı bir yaşama emrindeki olarak negatif etkilenmektedir.” dedi.

Koronavirüs sürecinde organ bağışında yaşanan düşüşe de farklı bir parantez açan Prof. Dr. Burak Koçak, “Pandemi dönemi bilhassa kadavradan organ bağışlarını negatif etkiledi. Yoğun bakım yataklarının gitgide artarak büyüyen doluluk oranları, bağışçılara gerekli olarak yapılması gereken koronavirüs taramalarının süreci uzatması, ailelerin işlem hakkında bilgilendirmelerinde yaşanan aksaklıklar gibi bazı nedenlerden bahsedilebilir. Buna karşın, canlı organ bağışçıları için aynı
durumlardan dile getirmek muhtemel değil. Sevdiklerini baştan sağlığına kavuşturma arzusundaki vericiler güçlü bir motivasyonla karşımıza çıkıyor. Bizler de onların sağlıklı bireyler olduklarının ve planlanan ameliyatın, ameliyat sırasında ve hayatının kalanında onun sağlığına hasar vermeyeceğinden emin olmamız gerekir. Bu amaçla bir çok deneme ve değer biçme modern tıbbın uygulamalarına yan kalarak yapılıyor. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de zor günler geçirmemize sebep olan pandemi şartlarının getirdiği ilave önlemler de kuşkusuz sıkı sıkıya uygulanmaktadır.” diye konuştu.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.